Bestekar Sok. No:65/21Kavaklıdere, Ankara

Yeni bir çözüm yöntemi artık mümkün!

Omurilik felcine yol açan bir yaralanma veya hastalığa bağlı felç durumu, ortaya çıktıktan sonra 12 aylık bir süre geçtiğinde bile devam ediyorsa artık geri dönmeyecek denebilir. Yani bu süre geçinceye kadar bir miktar kendiliğinden düzelme otaya çıkabilir veya fizik tedavi yöntemleri ile de bir miktar veya tam düzelme elde edilebilir. Ancak süre bittikten sonra artık hastanın felç durumu kalıcı hale gelmiştir, yani bugüne kadar herhangi bir tedavisi yoktu. Oysa artık “Omurilik Felci Hastalarında Omuriliğin Elektrikle Uyarılması Yöntemi” sayesinde bu engelli bireylerin işlevsel bir takım hareketleri yapması mümkün hale gelmiştir. Artık omurilik felçli hastalar başka bir kişinin yardımı olmaksızın ayağa kalkabiliyor ve adım atabiliyor, hatta merdiven bile çıkabiliyorlar.

Omurilik felcine yol açan yaralanma bölgesinde, yani omuriliğin hasar gördüğü bölgede kendiliğinden herhangi bir düzelme olmaz. Bazı hayvanlarda görülebilen düzelme kapasitesi maalesef insan omuriliğinde mevcut değildir. İşte bu yüzden geçmişte 100 yıla yaklaşan bir süre boyunca, bilim insanlarının çeşitli yöntemlerle deney hayvanlarında elde edebildikleri düzelme; maalesef insanlarda başarılı bir sonuca yol açmamıştır. Ta ki hasarlı omuriliğin alt kısmındaki sağlam omuriliğin bir ağrı pili ile elektriksel olarak hassas bir şekilde uyarılması mümkün hale geldi, bugün artık artı bir yarar olarak omurilik felçli hastaların başka bir kişinin yardımı olmaksızın ayağa kalkması hatta adım atması sağlanabiliyor. İki yıldır uygulanan “Omurilik Felci Hastalarında Omuriliğin Elektrikle Uyarılması Yöntemi” sayesinde bu hastaların yaşam kalitesinde çok belirgin bir düzelme elde edilebiliyor. Bu yöntem artık
ülkemizde de uygulanabiliyor.

Omurilik yaralandığı veya bir hastalık nedeniyle hasar gördüğü zaman çoğu hastada omuriliğin tamamen kesilmesi veya bütünüyle kopması söz konusu değildir. İşte bu hastalarda omuriliği oluşturan sinir liflerinden tabiri caizse birkaç tanesinin bile sağlam kalması, hastanın pek çok hareketi yapması için yeterli olabiliyor. Yani önemli olan omuriliğin üst kısmı ile alt kısmını bağlayan birkaç tane de olsa sinirin varlığı. Omuriliğin alt kısmı aslında sağlam ama hareketlerin ortaya çıkabilmesi için o bölgenin beyinle iletişim içinde olması lazım. Tabii ki tam bir kopma veya örneğin kesici bir silahla tam kesilme ortaya çıkmışsa, bu bölgede herhangi bir tamir olması söz konusu değildir. Ne kendiliğinden ne de tıbbi bir müdahale ile. Yani omuriliğin kesik uçlarının dikilerek birleştirilmesi de söz konusu değildir.

Omurilik hasarlı hastalarda neredeyse yüzyıla varan bir süredir sürdürülmekte olan kök hücre tedavisi denemeleri de maalesef bugüne kadar herhangi bir başarılı sonuç vermemiştir. Yani omuriliğin hasar görmüş bölgesinde yetiştirilecek olan kök hücrelerle bu bölgedeki sinir bağlantısının tekrar sağlanabilmesi söz konusu değildir. Kök hücre tedavilerinin başarılı olduğu tek alan bazı kan hastalıklarıdır. Bunun dışında kök hücre tedavisinin işe yaradığı gösterilmiş herhangi bir hastalık da henüz yoktur. Çünkü kök hücreleri insanda istenen hücre tiplerine döndürebilen bir yöntem geliştirilebilmiş değildir.

Omurilik hasarına bağlı felci olan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş engelli hastalarda, omuriliğe verilen elektriksel uyarılarla işlevsel hareketlerin ortaya çıkarılması işlemi sırasında aslında yapılan omuriliğin hasarlı bölgesinin tedavi edilmesi değildir. Yapılan şey sadece omuriliğin yukarıyla bağlantısı kesilmiş olan, hasarlı bölgenin alt kısmında yer alan yürüme hücrelerinin uyarılması ile; işlevsel hareketlerin ortaya çıkmasını sağlamaya çalışmaktan ibarettir. “Omurilik Felci Hastalarında Omuriliğin Elektrikle Uyarılması Yöntemi” sırasında tek amacımız; cilt altına yerleştirilen ve dışarıdan şarj edilip kumanda edilebilen bir ağrı piliyle, söz konusu yürüme hücre gruplarını hassas ve kişiselleştirilmiş şekilde uyarmaktır. Ama sonuçta tıbbın yüzlerce yıllık rüyası da zaten omurilik felçli bir hastanın, başka bir kişinin yardımı olmaksızın ayağa kalkması ve adım atmasını sağlamak değil miydi? Daha ne olsun…

Belki de 21. yüzyılda cerrahi biliminde elde edilen büyük başarı, son birkaç yıl içinde omurilik felçli hastaların başka bir kişinin yardımı olmaksızın ayağa kalkabilmesini ve adım atmasını sağlamak olmuştur. Madem ki bugüne kadarki bütün deneysel çalışmalarda elde edilmeye çalışılan omurilik hasarının tamiri hedefinde başarısız olundu, artık bir paradigma değişiminin zamanı gelmişti. İşte gerçekten de ne zaman ki hasarlı bölgenin altındaki sağlam omurilik hassas ve kişiselleştirilmiş bir şekilde uyarılarak işlevsel hareketler elde edilmesi hedeflendi; ancak o zaman başarıya yaklaşıldı. Gerçekten de eminiz ki  “Omurilik Felci Hastalarında Omuriliğin Elektrikle Uyarılması Yöntemi” önümüzdeki yıllarda pek çok omurilik felçli hastada uygulanacak. Böylece daha birçok omurilik felçli hastanın da yeniden ve başka bir kişinin yardımı olmaksızın ayağa kalkıp adım atma umudu tekrar yeşermiş olacak.